Toplumda kahramanlığı ölümle eşit görenler,
Kendi gaflet, delalet, garabet hallerini, Siyasi müstevlilerinin ve şahsi çıkarlarına dolaylı hizmet adına, Toplumu uyuşturmak için şehitlik = şehadet ile üzerini örtmeye başladılar.
Gönüllü ölüm erlerini ölmek ve öldürmek için sabırsızlandırıyor,
Kendini liderine kurban eden çoğaltmak için ucuza insan toplanıyor, Cihadın salaları camilerde susmuyordu, Öldürmek isteyenler için ölecek ve öldüreceklerdi.
Sürekli savaş, sürekli terör, sürekli düşman üretip,
Karşısına sürekli kahramanlık üretip, bu zalimliğin önüne sürerek, Sürdürülebilir ölüm ve kan ticareti bitmiyordu bir türlü.
Her yapılanın gizli niyeti tek kişi saltanatı ve faşizmini yaşatmaktı,
Yıkılan her değer ve kurum ben yaptım oldu adınaydı.
Ego diktatörlüğü topraklarımızda,
Etik ve liyakat içermeyen hukuksuzluklar ile deneniyordu.
Gelenek kültü ile batı faşizminin yaşam pratikleri tekrarlanıyor,
Bu yeni bir bilgi gibi gizli öğretiliyordu.
Akıl yerine yıkıcı duygulara ağırlık veriliyor.
Simgesel şiddet konuları çoğaltılarak,
Toplum hem bölünüyor hem de her bölünene ayrı nefret üretiliyordu.
Liderden farklı düşünen ihanet etmiş sayılıyor,
İhanetin bedeli neyse o uygulanıyordu.
Düş kırıklığı yaşayan geniş toplum kitleleri hedef alınıyor,
Lümpen ve soyut bir kimlik kullanılıyordu.
Kolay tanımlanabilecek kadar görselde şeffaf,
Kolay alt edilebilecek kadar zayıf olduklarını darbeyle kendileri de görünce, Paranoyaya ve akıl almaz işler yapmaya kalkıyorlardı.
Direksiyonu elinden çıkmış şoför misali,
Dört lastiği patlamış kamyon gibi, Freni de patlatalım dönüşü olmayan yola girsin isteniyordu.
Her zaman komplo izlenimi üretiyorlardı,
Kendi kinlerini kendi kendilerine çoğalttıkları, Düşmanla kapatarak ilerliyorlardı.
Hayat onlara göre sürekli bir savaştı,
Davaları, mücadeleleri hiç bitmedi, Kin ve düşmanlık üretmekte; Zihniyetleri bir ölüm makinesi gibiydi.
Halkçı görünümlü ayrımcı seçkincilik tercih ediliyor,
Dayanağı popülist şovenizmdi.
Bireylerin birey olarak hakkı yoktu,
Homojen sözde bir halk bütünlüğü vardı, Ortak irade varmış gibi sunuluyordu.
Parlamenter pratiklerden nefret ediyorlardı,
Birey gücünü lidere teslim eden kuralı yasallaştırmaya kalkarak, Saltanatın yollarına taş olarak döşüyor, Gerektiğinde bireyi kullanıyor ve atıyorlardı.
Sonunda olağanüstü hal limanına,
Niyetlerini demirlediler.
Kendileri de taşeron yöntemiyle kullanılıp atılmıştı,
Hınçları aynı yönteme dönüşüyordu.
Kendilerini kullanıp atmaya kalkanlara,
Aralarındaki hukuksuz niyetlerinin sırları gereği, Suç başkalarına atılmalıydı.
Söz hazinesi yoksullaştırılmış yeni bir dil kullanıyorlardı,
Yeni ne kadar da tanıdık geliyor değil mi? Yeninin içi insanlık tarihi boyunca hiç bu kadar boşaltılmamıştı, Çünkü yeninin peşinde koşanların içi koftu!
Eleştirel fikir üretmeye olanak veren araçlar engelleniyor,
Özgürlükler kısıtlanıyor, liderin özgürlüğü yeterli görülüyordu.
Faşizm de batıdan bulaşmış habis bir ur gibidir, bir kişi rol dağıtır,
Rol kapan demokrasiden tutun, insan hakları ve özgürlükleri, Ağızlarından, söylemlerinden tek kişi niyetine hizmet adına eksik etmiyorlardı.
Eleştiriye kapalı oldukları içinde kendi eylem ve söylemlerinin,
Farkına varmak hiç işlerine gelmediği gibi kabulde etme olgunluğu hamdı.
Trajikomik bir darbe sonrası,
Sorumluluk üstlenip istifa eden yönetim iradesizliği adına yine tek bir kişi yoktu, Bu darbenin arkasında başka bir sinsi niyetin yattığını da gösteriyordu, Darbenin siyasi ayağına hukukun hiç dokunmamış olması gösteriyordu ki; Darbe yeni ve yasal kılıklı, sivil niyete dönüşerek başka bir darbe doğuruyordu. |
Önder Karaçay
|
Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anayasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ağustos 2016 Pazartesi
Darbenin Faşizm Kültü // Bumerang // Önder Karaçay
Etiketler:
Anayasa,
cihat,
Darbe,
Devlet,
Faşizm,
hukuksuzluk,
irtica,
istifa,
Kötü niyet,
kültü,
olağanüstü hal,
Sermaye,
sivil darbe,
Siyaset,
sorumluluk,
şahit,
şehadet,
yönetim
22 Mayıs 2016 Pazar
“Anayasa tanımayan her hukuksuz niyetin ve adaletsiz zulmün sonucu devrimle bitiştir .” // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Anayasa tanımayan her hukuksuz niyetin ve adaletsiz zulmün sonucu devrimle bitiştir .” // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

“Anayasa tanımayan her hukuksuz niyetin ve adaletsiz zulmün sonucu devrimle bitiştir .” // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Osmanlı tarihinde Kanuni Esasi (Anayasa) tanımayarak 2. Abdülhamit 33 yıl istibdat ile yöneterek sonunda Vahdettin ve Damat Ferit ile toprakları paylaşılması ile devletin ölümü gerçekleşmişti. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’dan Anadolu’ya çıkarak Türk Milleti ile kurtuluş savaşını kazanıp devrimle 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyetini nasıl kurduysa; 1950 tarihinde yarım kalmış devrimler tamamlanmadan çok partili siyaset batı çıkarlarına ürettiği fitne ve fesat ideolojilerle ve özellikle 12 Eylül 1980 ile başlayan sermaye ve işbirlikçileri adına yapılan askeri darbe temsili yetkinin Türk Milletinden siyasi parti başkanlarının ele geçmiş diktalarına verilerek son on dört yıl kanun tanımaz hukuksuzluk aynı Vahdettin ve Damat Ferit çizgisinde bitecek ve yine Atatürk’ün yarım kalan devrimleri tamamlanacak otuz beş yıllık istibdatta devrimle son bulacaktır.” // Önder Karaçay
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbıng Bank, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Muhtıra, Türk Fırtınası, Akbank, Zulüm, İşsiz, Devrim, Kanuni Esasi, Anayasa, İstibdat, 2. Abdülhamit, Mustafa Kemal, Vahdettin, Damat Ferit,
Etiketler:
2. Abdülhamit,
Akbank,
Anayasa,
Atatürk,
Canlı Helak,
Damat Ferit,
Devrim,
İstibdat,
Kanuni Esasi,
Mahşer Tufanı,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Mustafa Kemal,
Önder Karaçay,
Türk Fırtınası,
Vahdettin,
Zulüm
9 Mayıs 2016 Pazartesi
Demokrasi Nedir? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
Demokrasi Nedir? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Demokrasi Nedir? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Oy toplamasını çıkarcıların desteği ile becerebilenlerin devlet yönettiği sistemin adı demokrasi değildir.” // Önder Karaçay
Demokrasinin en basit tanımı halkın kendi kendisini yönetmesidir.
Ülkemizde halk kendi kendini yönetebiliyor mu?
Buna evet demek mümkün değildir. Öyleyse ülkemizi kim yönetiyor sorusuna bir cevap bulmamız gerekiyor ki gerçek demokrasi nedir onu konuşalım, öğrenelim ve uygulayalım.
Bunun yarım kalan Atatürk devrimlerinin tamamlanmamış olmasıyla çok ilgisi vardır.
Karşı Cumhuriyeti yıkım adına ilk Türk Devrim ve Demokrasisine darbe süt tozuna, Kore’ye asker ile kan satışına başlayarak Nato belasını ülkemize getirmelerine izin veren Demokrasinin tam oturmadan, devrimlerin tamamlanmadan çok partili siyasi sisteme erken geçilmesine sebep olan Cumhuriyet Halk Partisinin içinden “Yeter Söz Milletindir” sloganıyla slogan ve sembol fitne ve fesat ideolojilerin ülkemize batı ve işbirlikçileri sermayenin ülkemizde hakim duruma gelmesinin yolunu açmıştır.
O günkü Türk siyasetini bölen ve bölmesine izin veren verenlerin hepsi bu vebalde suçludur.
Tarihi işte böyle gerçekçi ve acımasız bir bakış açısı ile değerlendirmezsek gerçekleri kaçırır fitne ve fesat ideoloji ve ideologların birileri adına şişirdiği sistem yerine kişilerin sistemi işleten düzeni değiştiremeyiz.
Demokrasiyi baltama süreci sermaye mafyasının batı lehine daha da güçlenmesi adına askeri darbeler süreci 12 Eylül 1980 ile ilk büyük kırılmayı demokrasinin halktan yarı yarıya alınarak Siyasi Partiler Yasası ile parti başkanı diktaların birileri lehine hizmetçi olacak, el kaldırarak ve kullanılacak kişilerin seçildiği tek kişinin kararının oylandığı son otuz beş yılın son on dört yılı ekonomik kaynakların tamamının sermaye cebine aktarılması ve sermayenin emrinde çalışanların ceplerinin doldurulması sonucu tek kişinin seçilmesi sürecini başlatacak 4 Mayıs 2016 darbesi ile ülkemizde demokrasinin tamamen bittiğinin ilanıdır.
2013 yılı Gezi Eylemlerinde bütün ülkede 10 milyon insan tencere ve tava çalarak işte demokrasiye son darbeyi vuran zihniyete karşı çıkmış, nüfusun geriye kalan kısmı demokrasinin yok edilmesine sesi çıkmamış hatta polis devletine geçişin ilk kazası o eylemlerde gerçekleşmiştir.
Vekil ilk asile kurşun sıkmış, Türk Milleti kendi vatanında ilk kez isyan etmek zorunda kalmış, halkın polisi olmadığı faşizmin emrinde polis zihniyeti oluştuğunu ilk kez o eylemlerde 14 yaşında bir çocuğun öldürülmesi, annesini yuhalatması adına ve 9 gencin polis kurşunlarıyla sözde halk adına seçilmiş Başbakanın öldürmesi için polise talimatı ben verdim ihanetiyle tarihe kara bir leke gibi geçmiştir.
Son on dört yıllık süreci sosyolojik, toplumsal, demokrasi, ekonomi, gelecek ve ilkeli bir toplumda yaşanması asla mümkün olmayan olayların yaşanması adına da skandallarla dolu bir gaflet, delalet ve ihanet dönemidir.
Askerimize, yargıya, polise, devlet memurlarına, bilim adamlarına, gazetecilere, vatanını ve milletini seven, gelecek kaygısı yaşayan herkes insan ötekileştirilmiş, hapse atılmış, işsiz bırakılmış, toplum bölünmüş, terör beslenerek kendi çıkarlarına topluma tehdit olacak şekilde kullanmak için kullanılmıştır.
Ürettikleri terörü sonra vatana ve millete bir kısmı zararlı diye düşman ilan ederek emperyalizmin yöntemlerini kullanarak halk kandırılmaya çalışılmıştır. Hatta ya faşizm ya da terörle canınızı alırız tehditleri gazete manşetlerine çıkmıştır.
Bundan sonra ki muhtemelen yaşanacak süreç mevcut kullanılıp yıpratılan tüm siyasi kişi ve partilerin yerine medya terörü destekli şişirilen adayların demagog söylemlerle yine sermaye adına sahneye çıktıkları dönem yaşanacak.
Türk Milleti şunu çok iyi kavramalıdır ki; yazılı ve görsel medyanın şişirdiği kişiler bilinmelidir ki parayla desteklenmiş yeni kullanılacak kişilerdir. Amaç sistemi değiştirmeden kişiyi değiştirmek ve halkı da sözde demokrasi adına sandıkta kullanmaktır.
Bunun adı asla demokrasi değildir. Son otuz beş yılda demokrasi adına hiçbir ilerleme olmadığı gibi demokrasinin tamamen sermaye ve putu paraya tapanlar lehine bitirildiği dönemdir.
Yazılı ve görsel medya teröründe bu tür yazı ve söylemler görmemiş olmanız aslında durumu çok net resimleyen gerçektir.
Kaçın demokrasi deliyor bombardımanına tutulmadan demokrasiye hepimizin sahip çıkarak Türk Milletinin kendi kendisini yönetmesi gereken siyasi partisiz ve birileri çıkarına kullanılan sistem ve kişilerin sonunu getiren devrimi gerçekleştirmek hepimizin Atatürk’e olan borcumuzu ödemek anlamına gelecek ve geleceğimizi kurtarmak adına mecburiyetimizdir.
Demokrasi fitne ve fesat ideolojilerin niyetine uygun elbise giyen kişilerin görev yaptığı bir mekanizma değildir.
Demokrasi seçilen her kişinin temsilde halkın temsilcisi olabildiği sistemin adıdır.
Parti başkanı diktaların seçtiği kişileri sen seçmiyorsun bunu farkına vardığında ancak bu garabetten kurtulabilirsin.
Otuz beş yılda kurtulamamış olman senin en büyük ayıbın olmakla birlikte bu ayıpla gelecekte yok olacağını bilmezsen artık kendi geleceğini kendi yok eden durumuna düşeceksin.
Demokrasi olmadan gelir dağımında eşitlik olmaz, demokrasi olmadan hukuk ve adalet olmaz, demokrasi olmadan devrim olmaz. O zaman demokrasi senin ayağa kalkarak hakkını koruma ve kollama cesaretin olduğunu gösterme zamanıdır.
Demokrasi hukuk kurallarıyla bir organizasyon kurmak ve kişi ile niyetlere göre değişmeyen, kişilerin değiştiği sistemin değişmediği hakkın vazgeçilmez bir hak ve özgürlük olduğu hizmet için vekalet alanların sürekli hesap vererek görevde kalabileceği sistemin adıdır.
Demokrasiyi anlamaz, Türk Milletine yakışan haliyle yaşanır hale hukuk kurallarıyla getiremezsek aşağıda Demokrasi adlı şiirimde yaşananlar aynı Irak ve Suriye devletlerinde yaşananlar yaşanır. Hatta ilk denemeleri son bir yılda yaşanmaya başladı bile!
Demokrasi Arar mı? Amaç mı Olmalı? // Dip Dalga // Önder Karaçay
Elin camisinde namaz kılacakken,
Birde baktık ki; bütün camiler elin camisine dönmüş… Önünde dilenciler!
Demokrasi bir tramvaydı binersiniz,
Niyetiniz değişti mi? İnersiniz de demişti…
Şimdi inmek zamanı geldi diyor demokrasi tramvayından,
Hangi tren kalkıyor hangi istasyondan kaçta kalktı, Veya kalkacak mı? Ne zaman kalkacak?
Hareket tarifelerini biri çok kötü değiştirmeye kalktı,
Saatlerde bir ileri, bir geri alınmadı mı? Zamanla oyun oynadılar.
Günden daha fazla kazanalım derken,
Günbegün geleceğimizi çalanları görmemek adına, Bizi oyalayacak gündem bulmakta zorlanmadılar.
Bu demokrasi ne kılıfı bol bir niyettir öyle!
İstediğin zaman bin, istediğin zaman inmek hakkını, Bir kişiye ne zamandan beri verir oldu?
Bu tramvay bir toplumun yarısını alabiliyorsa,
Neresinden demokrasi diye tutacağız? Diğer yarısı yaya mı? Yürüyecek geleceğe!
Ya da ya yaya kalırsınız ya da demokrasi kılıflı,
Yeni bir tehdit daha mı yiyeceğiz, yüzde yarım destekli, Yeni tramvaya siz bir yerinden tutunur binersiniz, Siz derken biz öyle her önüne gelen tramvaya binmeyiz.
Hayata tutunmak hataya tutunmak olduğunu,
Bir kere daha öğrensek ne olur ki! Diyorsanız size iyi yolculuklar dileriz, Bizim demokrasimiz bize yeter, Sizin tramvayı sınır dışına bile isterseniz iteriz.
Nasıl olsa demokrasi tramvayından inmek bu kadar kolayken,
Bir kişi niyetine uygun topluma ayar vermek için, Bütün iktidar yıllarını harcamışken eli boş çevirmek, Hiç olacak şey mi?
Yol verirsiniz gider..
Nereye mi?
Onu da bana söyletmeyin,
Azıcık düşünün bir yolunu siz iyi bulursunuz, Ya da bulana kanarsınız olur biter…
Özgürlüğünüzün son günü için hem bir dua,
Hem de bir bardak su üzerine içmek için, Hazırlığınız olsun yeter… |
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı
|
Etiketler:
Akbank,
Anayasa,
Atatürk,
Canlı Helak,
Demokrasi,
Devlet,
Devrim,
Faşizm,
hak,
Hukuk,
İşsizlik,
Mahşer Tufanı,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Önder Karaçay,
Polis Devleti,
Seçim,
Türk Fırtınası,
Zulüm
3 Mayıs 2016 Salı
Anayasayı Hangi Hakla Yapacaksınız? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
Anayasayı Hangi Hakla Yapacaksınız? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Anayasayı Hangi Hakla Yapacaksınız? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
İktidara gelmeden önce verdiğiniz hiçbir sözü tutmadığınız için mi?
Doksan yıllık birikimleri satarak yerli ve yabancı işbirlikçilerinizin cebine aktardığınız için mi?
Üretim ekonomisini bitirip, ithalat, borç ve tüketim ekonomisi haline getirdiğiniz için mi?
Türk Milletinin tasarruflarını erittiğiniz için mi?
Sermaye mafyasının dünya mafyasıyla işbirliği içinde Türk Mevsimi ve terörü yönetmelerine fırsat verdiğiniz ve koruduğunuz için mi?
Yurtta sulh, cihanda sulh mucize iç ve dış siyaseti terk edip şer projelerde eş başkan olarak Türk Milletinden habersiz görev alarak komşu ülkelerin bölünmesi ve parçalanması için o bölgelerde terör ürettiğiniz için mi?
Tüm komşu devletlerle ülkemizi düşman yapmak ve savaşın eşiğine getirecek çabalarınız için mi?
Komşu devletlerle derhal işbirliği yaparak şer Amerika ve diğer düşmanları terörü destekleyenleri buradan göndereceğinize hala komşu ülkeler yerine dost görünümlü batı düşmanlarıyla işbirliği yaptığınız için mi?
Terör örgütü benim silahlı karar gücümdür diyen bu şerrin askeri üstleri hala kapatılmadığı için mi?
Suriyeli insanların yurtların olmasına Emevi Camisinde bir hafta sonra namaz kılacağız diyerek orayı kan gölüne çevirip sonrada Avrupa ile mülteciler üzerinden parayla insan ticaretini Kayseri Usulü iş yaptığınız için mi?
Suriyeli insanların kendi öz yurtlarına geri dönmelerinin çaresini arayacağınıza kendinize seçmen yapmanın yollarını aradığınız için mi?
Ülkede işsiz sayısı 6,5 milyonu bulmuş her gün artarken bir o kadar da Suriyeli insana nasıl iş vereceksiniz? Ya da onlara iş vereceğiz işsizlere yok dediğiniz için mi?
Terörle mücadele yerine müzakere yaptığınız için mi?
Teröristlerin ve silahların vatanımıza yerleşmelerine göz yumarak askerimizin kanını akıttığınız için mi?
Şer ülkeye iktidara gelmeden önce mektup yazarak samimiyetle sizin olan dediğiniz için mi?
Bölgemizde 22 ülkenin rejimi ülkemizle birlikte değişecek diyen biriyle yola çıkıp şimdi çıkar çatışmasıyla vatanımıza ve milletimize zarar verdiğiniz için mi?
Küreselleşme ve özelleştirme ile yabancı şirk kurumlarının ülkemizde çalışanlara özellikle bankalarda banka çalışanlarına baskı ve şiddetle zulüm yapılmasına göz yumduğunuz için mi?
Ekonomiyi, işsizliği, üretimi, halkın geleceğini hiç aklınıza getirmediğiniz ve sadece şahsi çıkarınıza işler yaptığınız için mi?
Dini siyasete alet ederek Kur’an-ı Kerimi bile seçim meydanlarında bir broşür haline getirmeye kalktığınız için mi?
Din, dili, mezhep ve ırkçılık ayrımcılığı ile vatanımızı ve milletimizi bölmek ve parçalamak isteyenlerle işbirliği yaptığınız için mi?
İşsizlerin, emeklilerin, geçinemeyen insanların bir kısmını sadakayla kendisine mahkum ettiğiniz için mi?
Teröristler kadar işsizlere değer vermediğiniz için mi?
On dört yılda adaleti öldürerek hukuk tanımaz tavırlarınız için mi?
Türk Milletinin devletinin Cumhurbaşkanı olup Türk Milletini kabul etmemek gibi bir vekil ihanetine düştüğünüz için mi?
Yargıyı vesayet altına alarak görev yapamaz hale getirdiğiniz için mi?
Medya terörünü işinize geldiği gibi kullandığınız için mi?
Sizinde aynı düşünmeyen insanlara tahammül göstermediğiniz için mi?
Algı operasyonlarıyla her gün gündemi sizin ürettiğiniz için mi?
Burası orta doğu ülkesi ya başkanlık ya kaos diyenlere işinize geldiği için veya sizin söylettiğiniz için mi?
Türk askerine kumpas kuranlar ile işbirliği yaptığınız için mi?
Kumpas kuran terör örgütüyse siz öyle söylüyorsunuz, o zaman ne istediler de vermedik diyen siz de teröre yataklık yapan olduğunuz için mi?
Yoksa burada saydığım ve sayamadığım bunca suçları kapatmak ve şahsi çıkarınız için mi Anayasa ve Başkanlık diyorsunuz?
Önce burada yazılan ve yazmadığım suçların hesabını adalet önüne çıkaran verin sonra Türk Milleti devrimle Anayasasını yapacaktır.
|
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı
|
Etiketler:
Adalet,
Akbank,
Anayasa,
Asker,
Atatürk,
Barış,
Canlı Helak,
Devrim,
hak,
Hukuk,
İşsizlik,
Kan,
Mahşer Tufanı,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Ordu,
Önder Karaçay,
Savaş,
Türk Fırtınası,
Zulüm
2 Mayıs 2016 Pazartesi
Anayasama Devrimle Olur, Aksi Türk Milletine Karşı Darbedir // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
Anayasama Devrimle Olur, Aksi Türk Milletine Karşı Darbedir // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Anayasama Devrimle Olur, Aksi Türk Milletine Karşı Darbedir // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
TBMM ve Cumhurbaşkanı dahil hepsinin görevi Anayasa ve evrensel hukuka uygun Türk Milletine hizmet etmek ve ettiği hizmetin hesabını vermektir.
Seçimle iktidara gelmiş olmak veya muhalefetle birlikte seçilmiş vekillere yeni Anayasa yapma ve rejimi değiştirme yetkisi vermez.
Kanun çıkarma yetkisi ayrıdır. Anayasa yapmak ayrıdır. Her kanunda adalet değildir. Kanunların arkasındaki niyet önemlidir.
Seçimle oluşmuş meclis mevcut Anayasaya uygun hukuk çerçevesinde ülkeyi yönetme görevi verilmiştir. On dört yılda sadece sandıktan oy alarak çıkmak demokrasi değildir. Demokrasi hukuk karşısında hesap verebilen şeffaf yönetimlere denir. Son on dört yılın hesabını Türk Milletine vermeden asla ne seçim ne de Anayasa ile başka bir konu konuşulamaz.
Anayasa ancak halk devrimi ile gerçekleşebilir.
Birilerinin niyetine uygun kılıf aramak adına Anayasa yapmak gibi bir çaba beyhude bir çabadır. Ülkeyi karmaşaya sürükler. Laiklik olmamalıdır gibi kötü niyetlerin meclis başkanı tarafından dillendirildiği bu niyet kötü bir niyettir.
Ülkede işsizlik almış başını giderken, terör ile kan akıyorken, ekonomi üretmeden tüketimle tökezlerken birilerinin işledikleri suçları kapatmak adına kişisel hırsla devletin Türk Milleti adına ortak sözleşmesi Anayasayı kimse değiştiremez, değiştirmeyi teklif dahi edemez.
Bu tür bir kalkışma Türk Milletine karşı vekillerin halka yani asillere darbesi anlamına gelir.
Halkı kandırmış olmak haklı olmak anlamına gelmez.
Bir ülkenin genetiği ile oynayarak işlenen suçlardan öyle kurtulmak mümkün değildir.
Önce son on dört yılın hesabını Türk Milletine verin daha sonra yarım kalan devrimi Türk Milleti tüm halklarla birlikte yapar. Hukuk devletini hiçe sayan, Anayasa tanımıyorum diyen, ülke karışabilir, askere kumpas kurduk ve birilerinin projelerinde milletten habersiz eş başkanlık yapanlar, hazine arazilerini inşaat+banka ile birilerinin cebine aktaranlar bu suçların hesabını vermeden Türk Milletinin ortak sözleşmesine hangi yetkiyle dokunmaya kalkıyorlar?
İşsizden kitapla MUHTIRA almış olarak tarihe kara bir leke gibi geçenlerin son çırpınışlarıdır.
Son on dört yılda yapılanlar eğer kanunsuz ve yetkisiz Anayasa yapmaya kalkarak rejimi değiştirme girişimi sayılacağından bu bir darbedir.
Kimse bu ülkenin tek başına sahibi değildir. Bu topraklarda yaşayan herkesindir bu ülke. O zaman Anayasa yapmak herkesin ortak kararı ve bir devrimle mümkün olabilir.
Ülkemizin ihtiyacı olan ekonomide eşitsizliğin giderilmesidir. Sermayeye ve işbirlikçilerine ülkeyi, halkı, kaynaklarımızı ve çocuklarımızın geleceğini çaldırmamak adına bir devrim şarttır. Rejimle ilgili kimsenin bir sıkıntısı yoktur.
12 Eylül 1980 ürünü siyasi partiler yasası kaldırılarak partisiz parlamenter sisteme geçilmek gibi bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Bunun için Anayasa değişikliğine gerek yoktur.
Siz Anayasa değiştireceğinize önce 2002 yılında vermiş olduğunuz sözü tutun. Size oy verenlerin çıkarları gereği böyle bir dertleri olmayabilir. Yalnız bizim var. Ne söz vermiştiniz % 36 oy almadan önce;
12 Eylül ile hesaplaşacağız. 12 Eylül ürünü Siyasi Partiler Yasasını değiştireceğiz, % 10 seçim barajını kaldıracağız, vekil dokunulmazlığını kaldıracağız.
Hangisini yaptınız? Hiçbirini. Neden yapmadınız?
Çünkü işinize geleni yapmayı seviyorsunuz. Bu ülke sizin şahsi niyetlerinize göre çiftliğiniz mi?
Verdiği sözü tutmayana, aldığı emanete ihanet edene, halkına yalana söyleyene ne denir?
Son otuz beş yılda sermaye lehine yapılan her yapılanma ve iş Türk Milleti aleyhinedir.
Eğer Anayasa değiştirmek BOP, GOP veya 2003 yılında dış işleri bakanı Abdullah Gül’ün Vatan Gazetesine verdiği söyleşide bölgemizde 22 ülkenin rejimi değişecek kapsamında bir niyetse vatana ve millete ihanettir.
Başka bir niyetse yine vatana ve millete ihanettir.
Anayasa ve Başkanlığı sizin konuşmaya, tartışmaya bile hakkınız yoktur.
Çünkü işlediğiniz suçların hesabını yargı önünde aklanmadan Türk Milletine hesap vermeden bu suçları kapatmak adına yapılan her çaba Türk Milletine karşı bir darbe kabul edilir.
Adalete teslim olun, hesap verin, aklanın.
Türk Milleti vatanına ve milletine sahiptir.
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı
Etiketler:
12 Eylül,
Adalet,
Akbank,
Anayasa,
Atatürk,
Canlı Helak,
Darbe,
Devrim,
Faşizm,
Hesap Vermek,
Hukuk,
İşsizlik,
Mahşer Tufanı,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Önder Karaçay,
Türk,
Türk Fırtınası,
Zulüm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
