Asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Asker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2018 Salı

Mustafa Kemal'in Askeri / Önder Karaçay



Mustafa Kemal'in Askeri / Önder Karaçay
Bu büyük bir korodur
Ürpertiyi Samsun da başlatan
Omzunun yanında omuzdur
Titreyerek bir dalgaya düşmektir
Tarihten içine akıp aleve dönüşmeyenlere zordur
Mustafa Kemal’in askeri

Bir ruh işler birinden diğerine
Gömleği ateşten insanların
Sultanahmet de Halide Edip’in haykırışıdır
Mustafa Kemal’in askeri
Ağzımızda bal gibi bir türküdür
Omzu yıldızsız askerin
Kavgadan önce Kartal da bahçıvandır
Kavgadan sonra yine Kartal da bahçıvandır
Kartallı Kazımdır o
Mustafa Kemal’in askeri
‘Öksüz yavruları bağrıma bastım’ dizesinde
Canı yanandır
Falih Rıfkı’nın Çankaya’sının o mavi kapaklı baskısıdır
Mustafa Kemal’in askeri
Atası suikasta uğramasın diye gözleri açıktan dönen çocuktur
Türk Tarih ve Dil Kurumunu
Kendi kendine yetebilen bir ülke olabilmeyi anlamaktır
Mustafa Kemal’in askeri
Anti/emperyalist ve anti/kapitalist bir tavırdır
Sümerbank’ın ilk motoru çalıştığında
‘Efendiler, dinleyin, bu bir musikidir”
Cümlesini söyleyen dilin sesidir
Mustafa Kemal’in askeri
Her şeye sahip bir ülkeyi her şeye muhtaç hale getirmemektir
‘Her fabrika bir kaledir’ diyen o büyük dâhinin eserlerini
Yok edenlere dur hain diyebilmektir
Mustafa Kemal’in askeri
Yeni harflerdir, yeni tren garları, bira bahçeleri
Telgrafhaneler, birlikte kutlanan bayramlardır
Mustafa Kemal’in askeri
Bir yanık toprağı yeniden yurt eylemektir
Büyük kültür devrimidir, azimdir, cefadır, fedakârlıktır,
Yalnızlığı bilerek yola çıkmaktır
Mustafa Kemal’in askeri
Her şeye rağmen yurdunu terk etmemektir
Vatanı ve milleti satmamaktır, satılmamaktır
Yoldur, durmayan saattir, doru attır, emektir
Yoksul Anadolu’nun mahzun söğütleridir
İnattır, inat
Mustafa Kemal’in askeri
Köy çocuklarına enstitülerde bilim öğretmektir
Kütüphanelerde ansiklopedi, ilericiliktir, çağdaşlıktır
Aydınlıktır,
Projeler namına eşelenmek değildir
Sorumluluktur, görevdir, muhafaza ve müdafaa mecburiyetidir
Mustafa Kemal’in askeri
Çıldır da buz tutan göldür
Isparta da güldür
Sinop da İnceburun, Mersin de Silifke
İzmir de deniz, güneş, kumdur
Mustafa Kemal'in askeri
Ege de tütündür, Rize de çaydır
Adilcevaz da cevizdir, Diyarbakır da karpuzdur
Sarıkamış dağlarında adam boyu karda izdir
Çankırı da tuzdur
Mustafa Kemal'in askeri
Çanakkale destanı ve eşsiz Türk devrimin
Nöbetteki eridir
Kimsenin toprağında gözü olmayandır
Vatanımızda gözü olanda da göz koymayandır
Mustafa Kemal'in askeri
Tek başına Cumhuriyettir
Emanete ne pahasına mal olursa olsun
Sahip çıkandır
Mustafa Kemal’in askeri
Devrimine sahip çıkan
Ve yarım kalan devrimi tamamlayacak olan
Atalarımızın cephede geri dönmediği gibi
Yolundan asla geri dönmeyecek olandır
Mustafa Kemal'in askeri
Dinini anlayabildiği dilde okuyan
Üzerinden çıkar sağlanmayan dine iman eden
Gösterişsiz dinini vicdanında yaşayandır
Mustafa Kemal'in askeri
Atatürk'ü fikirleriyle anlayan
Fikirlerini yaşatacak ve gelecek nesillere                                                            Anlatacak olan kişidir                                                                                            Mustafa Kemal'in askeri
Acısı geçmemiş
Kuyruk acılarını ortaya dökenlere
Yeni bir tokattır
Mustafa Kemal’in askeri
Dahili düşmanın anlamakta geç kaldığı
Aşamadığı ev asla aşamayacağı
'Türk geçilmez' dedirtecek olanlardır
Mustafa Kemal'in askeri

9 Ekim 2016 Pazar

Analar Ağlamasın // Önder Karaçay


İnsana yakışan duygu;
Aşkını, acısını, inancını, sevincini,
Gösterişsiz yaşamasıydı.
Acıma duygusu olsaydı;
Ölüm ses getirsin diye,
İnsan insana kıyar mıydı?
Dışımıza örülen ağlar,
İçimize de örülmüş olmalı,
Analarda ses getirmiyor diye mi?
İçinden ağlar!
Analar ağlamasın sözünü,
Her duyduğumda,
Yüreğim dağlanır, içimiz ağlar.
Vatanı için toprağın altında yatanı,
Unutmayacak bu millet kendini ve vatanı satanı!
Hey milleti ve vatanı her önüne gelene kanarak satan,
Her ananın oğluydu vatanı!

Önder KARAÇAY 

6 Ekim 2016 Perşembe

Kumpas ve Meczup Ortakları // Önder Karaçay


“Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve taleplerini yapmak, insan olmak için kafidir. " // Mustafa Kemal Atatürk 

Cumhuriyetin kurucusu büyük Önder Atatürk bu sözü söylememiş mi sayacağız?

Rüyasında peygamberle konuştuğunu söyleyen meczuba inana subaylara ne demeli?

Meczubun müritleri Türk Ordusunun içine çöreklenmiş,

Yıllarca komutanlar uyumuş, uyutulmuş!

Meczubun cinleri kullandığına inanarak siyaset yapanlara ülkeyi yönettiriyoruz,

Bu cemaatin sanki bilinmiyormuş gibi hepsi bugün ortaya çıkarılmış gibi,

Birilerini demokrasi kahramanı yapma havariliği devam ediyor.

Kumpası kim unutabilir?

Kumpası kuranların siyasi ortakları yargılanmadan bu ülkede adalet asla yerini bulmaz,

Öyle Allah bizi affetsin demekle olmaz,

Türk Milleti asla affetmez,

Herkes affetse bile Atatürk’ün askeri Önder Karaçay asla affetmeyecek ve hakkını helal etmeyecek!

Bu cemaat terörü ile ilgili gazetelerde haberler çıkmamış, davalar açılmamış mı sayacağız?

Dost görünümlü düşman Amerika’ya kaçtığını da görmezden mi geleceğiz?

“her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim” denmemiş mi sayacağız?

“Anayasal müesseselerdeki kuvveti cephenize çekmeden her adım erken” diye nasihat etmemiş gibi davranalım.

Bunları on dört yıldır devleti yöneten ve ordumuza birlikte kumpas kuran iktidar bilmiyor muydu?

Hoca Efendi diye ağlak mektuplar düzenleri nasıl unutacağız?

Aramıza nifak sokmaya çalışıyorlar diye cemaat terör örgütü liderini sahiplenen siyasetçileri hafızamızdan nasıl silelim?

“Ne istediler de vermedik” diyenler bu vebalin altından demokrasi kahramanı kılığı ile kurtulabilirler mi?

Yıllardır mağdur edilen insanların hakkını kim ödeyecek?

Cemaat terör örgütünün devleti ele geçirdi diyenlere kargalar bile güler diyenlere şimdi biz gülmeyecek miyiz?

Kargalar bile gülerken!

Ekmeğini cemaatin davalarında amigoluk yaparak kazanmış olanlar demokrasinin neferi olarak kayda geçsin kurtulalım!

Bu yüzsüzlüğü, bu işbirliğini, devleti bu işgal gücüne tepsiyle sunanlardan bahsetmeyelim olsun bitsin.

Allah bizi affetsin demekle geçiştirilecek bir ihanet mi bu?

Hukuk önüne çıkıp nasıl hesap vermezsiniz?

Cumhurbaşkanı da olsanız, Başbakan da olsanız teröre yardım ve yataklık yaptığınız için,

Vatana ve millete ihanetten yargılanmanız için bütün dünya ve insanlık önünde,
Evrensel hukuk ilkeleri gereği suç duyurunda bulunuyorum!

Bundan sonra görevini yapmayanların vebali daha da büyük olacaktır.

Cumhuriyet Savcıları on dört yıldır suskun ve sinmiş gibi duramazsınız,

Kumpas kuranlar ve cemaat terör örgütüne yardım ve yataklık yapan,

Kumpas davaların siyasi savcısı olan Cumhurbaşkanı hakkında vatana ve millete ihanetten dolayı suç duyusunda bulunuyorum.

Siyasi ve hukuki sorumluluk boyutu darbe ve terör örgütünü yargılamak kadar önemlidir,

Bu yol kapanırsa asla bu ülkede huzur olmaz.

Bugün bu imamın, yarın başka bir imamın ordusuna döner.

Cemaatin biri giden biri gelir,

Çünkü bunları kandırmayan, kandırılmadıkları bir iş kalmadı,

Hukuki ve siyasi sorumluluğu olanlar hesap vermezse,

İş toptancılıkla cemaat yargısına benzer davalarla yürütülürse çok zaman geçmeden başka bir meczup gelir yine sistemi hackler.

Kumpas davalardaki gibi davranılamaz,

17-25 olaylarının muhatapları hukuk önünde yargılanmış olsaydı ülkemiz bu ihaneti yaşayamayacaktı.

Bunun sorumlusu Cumhurbaşkanı ve yanında kendine biat ve itaat eden herkestir.
Dindi siyasetin ülkemizi getirdiği yer uçurumun kıyısıdır,

Bu uçuruma yuvarlanması gerekenler kendileridir,

Türk Milletine, devletine ve Cumhuriyetine bu bedeli ödetme hakları yoktur.

Siyasi dincilik artık dev bir istikrarsızlık kaynağıdır.

Laik, demokrat, halkçı bir siyasi hareket güçlenmezse istikrarsızlığın sonu gelmez.
Laiklik Türkiye için bir ölüm kalım meselesidir bu gidiş.

Bu göz ardı edilirse, istenen tedbir alınsın, işin sonu uçurumun dibidir.

Bu uçurumdan ülkemizi bu noktaya getirenlerin hukuk önünde hesap vermeleriyle son bulabilir.

Kötü niyet niyetine uygun devleti yeniden yapılandırma hakkına, devleti sıfırlamaya, işine gelmeyeni dışlamaya hakkı olmadığı gibi bunu kanunlarla bile olsa yapma hakkına sahip değildir.

Bütün Türk Milletinin sözü geçerlidir.

Ey Türk Gençliği ve Türk Milleti emanetin görevi gereği;

“Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.” // Mustafa Kemal Atatürk
 
Önder Karaçay

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Cambaza Bak Cambaza // Bumerang // Önder Karaçay

cambazlar

Kullanıp atmayı da öğrendiler, nereden öğrendikleri belli, 
Kullanıldılar, atıldılar, kandırıldılar, bunlar hep yanlış anlaşıldı, 
Siz sadece ahmak diyebilirsiniz, 
Sıyırmanın ve bir uçtan öbür uca kaymanın acısı! 
Geçer.
Ordumuzun kozmik odasına kozmetik oda demişlerdi, 
Savaş, sıkıyönetim vb planları düşmana verdiler, 
Bu darbe girişimi de belki bu planlarla gerçekleştirdiler.
Hukuk devletinde iyi ki kandırılmış olmak, ahmaklık suç değilmiş, 
Baksanıza ne bir kandırılan hukuk karşısında ne de bir ahmak!
Hainliğe göz yummayı suç olmaktan kim çıkardı? 
Ya da ne zaman çıktı da bizim haberimiz yok!
Güneş balçıkla sıvanmıyor, 
Yalanı bir başka yalan kapatamıyor.
Sivilcelerin kimi yetişmiş, kimi yetişmeden patladı, 
İrin renkleri bu sebeple farklı, 
Koku alma algınız varsa yandınız, 
Daha ne kadar patlatılacak sivilce var bilmiyoruz.
İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kapkara, 
Muhalefet istemekten utanıyor, iktidar zaten vermek istemiyor ki!
Ne istiyor ya da neyi utanıp isteyemiyorlar? 
Bütün ve asıl suçluların yargılanmasını!
Bu darbede suçun üzerini örtemiyor..
Biz beklentiyi en son Sivas Madımak oteli katliamından sonra unuttuk, 
Faili meçhul cinayetlerin üzerini örterken kaybettik hukuk ve adaleti, 
İnsan yakan ve insan yakmakla övünen ve onları savunanları, 
Baş tacı ettiğimizde aklın yolundan zaten ayrılmıştık.
Nabza göre şerbet verme siyaseti üretti bu hastalıkları, 
Koca ülkeyi ve milleti bir veya birkaç kişiye kurban etmeyi!
Görülen lüzum üzerine vicdansızlık bu demek ki!
Yeni kökleşmeye başlayan demokrasiyi katleden, 
1950 zihniyetinin ardılı bugüne gelişi başlatmıştı.
Madem halk istiyor diye reye dönüşecek sloganlar rağbet görüyor, 
Halk eşit gelir dağılımı isteyince neden duyulmuyor, 
İşsizliğe çare bulun diyenleri neden duyan olmuyor, 
Herkesin ağzında idam geri gelsin şovenliği rağbet görüyor.
Militanlar ne zamandan beri millet oldu? 
Üç beş slogan atana teslim mi olacağız?
Pahalılık, terör, korku, torpil, betonlaşma, rant, 
Ormanların kesilmesi, alış veriş merkezleri, tüketim, ithalat, 
Borca bağımlılığın bitmesini hatta neden arttığını da halk soruyor, 
İşine gelmeyen her konu duyulmuyor.
Irak ve Suriye de neler oluyor? 
Yarın burada yaşananlar bize nasıl dönecek? 
Kimi veya kimleri sorumlu tutacağız? 
Bu vahşi paylaşımın suçlusu kim veya kimler olacak?
Taşeronları arıyoruz!
Her gün şehit geliyor, kimsenin umurunda değil, 
Birileri meydanlara insanları toplayıp, 
İlle de bana demokrasi kahramanı diyeceksiniz diyor.
Pazarlık kozu da büyük şeytanın eline geçti, 
Ötecek şimdi sen o zaman cambaza bak cambaza!
Önder Karaçay

13 Mayıs 2016 Cuma

Açılım İhaneti ve Çözülme Süreci // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Açılım İhaneti ve Çözülme Süreci // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

B3d8-gXCQAIFLYj
Açılım İhaneti ve Çözülme Süreci // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
12 Eylül 1980 askeri darbesi, Asala terör örgütünün isim değiştirerek emperyalist maşa olması, siyasi partiler yasasıyla günümüze kadar proje partileri kurulması ve projelerin başına batının maşalarının getirilmesi sonucudur yaşadıklarımız.
Türk Milleti işte bu oyunu bozuyor.
Türk Milletini kimse hiçbir gaflet ve delaletten haberi yokmuş sanmasın. Hepsinin hesabı ve bu kötü niyetin bedeli tüm işbirlikçilerine siyaset, sermaye, tarikat, cemaat, toprak ve para ağalarına sorulacaktır.
Eninde sonunda vatana ve millete ihanet etmenin sebebi olmayacağına göre ihanet edenlerin ödemesi gereken bedeli ödeyecekler.
Vatana ve millete ihanette zaman aşımı yoktur.
Biz kimseye iftira atmıyoruz. Hepsi belgeli, hepsi kendi yaptıkları ve sonuçlar ortada. Bizi kandırdılar diyerek kimse bu vebalin altından kalkamaz.
Bugün ki Cumhurbaşkanı Başbakan olduğu zaman kendisinin çıkardığı meşhur çözüm süreci yasasını Resmi Gazetede yayınlanmış haliyle olduğu gibi buraya aldım.
Madde 2 c bendin de diyor ki; c) Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alır.
Silah bırakan diye tarif ediyorlar.
24 Temmuz 2015 tarihinde ne oldu? Madem silah bırakmışlardı o zaman Türk Silahlı Kuvvetleri kiminle savaşıyor ve o ağır silahlar nasıl geldi, hendekler nasıl ve kimin göz yumması sonucu açıldı?  Daha önce valiler aracılığıyla teröristlerin gelmesine göz yumun demelerinin bedelini o tarihten bugüne yüzlerce şehit vererek Türk Milleti ödüyor.
Daha sonra Cumhurbaşkanı ne dedi “vatanı geri kazanıyoruz. “
Vatanı “Çözüm Süreci” adı altında “Açılım” ve “Akil Adam” çabalarıyla kaybetme gayretlerine girmemiş olsaydınız bu gaflet, delalet ve ihanet yaşanmamış olurdu.
2003 yılında Amerikan askerlerinin Irak’ta bırakılan silahların bir gün Kürtlerin Türklere karşı savaşında kullanılacağını gazeteci Güneri Civaoğlu köşesinde defalarca yazmasına rağmen bir Başbakanın, Cumhurbaşkanının bunu bilmemesine mümkün mü?
ABD’li yarbay // Güneri Cıvaoğlu www.milliyet.com.tr (Alıntıdır)  
Zihnimde lego parçaları gibi uçuşan eylemler, söylemler, tavırlar…
Bunları bir araya getirerek büyük fotoğrafa varmaya çalışıyorum.
İşte onlardan ikisi…
1. Körfez Savaşı sırasında Suudi Arabistan’dayım ABD kumanda merkezi olarak kullanılan otelin bir odasında dinlediklerim dehşet verici.
Amerikalı yarbay duvardaki harita üzerinde Türkiye’nin Güneydoğusu’nu ve Kuzey Irak’ı işaret ediyor.
Avucunu o coğrafyada dolaştırırken şöyle diyor:
‘Savaş bitecek. Amerika Irak’tan çıkacak. Giderken silahlarının büyük bölümünü bırakacak.
Bunlar içinde ağır silahlar, roketler de olacak.
Yöredeki Kürtler bu silahları alacaklar ve Türkiye’ye karşı kullanacaklar.
Toprak isteyecekler.
Türkiye, ya istedikleri toprağı verecek ya da vermeyecek ve savaşacak.’
Yarbay iyi derecede Türkçe konuşarak anlatıyor bunları.
Kulaklarıma inanamıyorum.
“Ya NATO ortaklığı ya ülkelerimiz arasındaki dostluk” diye soruyorum oralı olmuyor.
Gene de bunun “Amerikalı yarbayın kendi fantezisi” olabileceğini düşünüyorum.
Ama…
Birkaç dakika sonra bir başka odada gene Amerikalı bir rütbeliden aynı şeyleri dinliyorum.
Bunun “bir mesaj olabileceğini” düşünüyorum.
Çünkü bu randevuyu bana ilk Dışişleri Bakanı ve o zamanki Suudi Arabistan Büyükelçimiz Yaşar Yakış oradaki ABD Büyükelçisi ile konuşarak sağlamıştı.
ABD Büyükelçisi, ABD komutanıyla temasa geçmiş ve bu iki rütbeli subay tarafından verilecek kişisel brifing için davet edilmiştim.
Dönemin ABD Başkanı Bush Bağdat’a girmedi, Kuzey Irak senaryosunun uygulanma olanağı kalmadı.
Ama…
1991’de dinlediğim o senaryonun 2010 Türkiyesi’nde sahnelendiği kuşkusundayım.
PKK o roketatarları, uzun namlulu ağır silahları, dockaları, tonlarca patlayıcıyı nasıl elde etmekte.
50-100 kişilik gruplar halinde askeri üstlere, karakollara saldıracak cesareti nereden alıyor?
ULUS DEVLET VE DİN
PKK’nın mezraları, köyleri bastığı yıllarda Turgut Özal Başbakan’dı…
Kol kadar bebekler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar dahil 23 kişiyi öldürmüşler.
“Biz derelerden çamurlu su içiyoruz, sizin evlerinizde buzdolaplarınız var” deyip buzdolaplarını bile kurşunlamışlar.
Özal helikopterle köye gidiyor Yavuz Donat ve ben de kiraladığımız bir araçla…
Köyün sınırına vardığımızda asker durduruyor “izin yok” diyor.
Buna karşılık özel kuvvetlerden bir polis şefi “bugün sıkı yönetim kalktı yetkiler olağanüstü hale devredildi, gazeteci beyleri biz götürüyoruz” cevabını veriyor.
Biniyoruz araçlarına.
100-150 metre sonra direksiyondaki polis “amirim taze toprak” diye uyarıyor.
“Devam et” talimatı üzerine polis “kendimiz için değil konuklarımızın yaşamı için söyledim” diye izah edince “taze toprağın mayın döşendiği” anlamına geldiğini öğreniyoruz.
Birkaç yüz metre daha taze toprak tümseklerini aracın ortasına alarak çok yavaş ilerliyoruz.
Yavuz’a bakıyorum yüzünde iğne ucu kadar ter zerreleri 15-20 saniyede irileşiyor, nohut büyüklüğünde patır patır dökülüyor.
Söylediğine göre ben de aynı görüntüdeymişim.
Ölümle burun buruna gelmek böyle bir şey işte.
Tekerleğin her dönüş hareketi yaşamı noktalayacak bir patlama kâbusu…
Aradan yıllar geçecek ve beni Bekaa’daki Abdullah Öcalan’a götürecek olan PKK’nın milisinden o günü dinleyeceğimi nerden bilirdim.
Adı Oktay’dı.
Bizim aracı gözlüyorlarmış.
Uzaktan kumandayla mayını patlatmışlar.
Aralarında “yazık oldu gazetecilere” diye konuşmuşlar.
Meğer o zaman polisin kullanmakta olduğu beyaz minibüsün eşi olan bir başka beyaz minibüsü uçurmuşlar.
Onları da görmüştük.
Bunun üzerine araçtan inmiş yolun kenarındaki düzlüğe geçmiş köye yürüyerek gitmiştik.
Bu olaydan sonra Turgut Özal’la bir söyleşimizde şu ifadesini hatırlıyorum:
“Maalesef tam bir ulus devlet olamadı. Bölgede birleştirici olarak din hâlâ önemli…”
Aradan 20 yıl geçti yörede hâlâ aynı siyaset formülü geçerliliğini sürdürüyor.
Sandıklarda oyların dağılımı Kürt ulusalcılığı ve cemaatler-tarikatlar eksenlerinde oluşuyor.”
Bu gerçekler ortadayken bu gaflet ve delalet oyununun devamını oynayanlar Türk Milletini kandıramaz, bölemez ve parçalayamazlar. Hatta kendileri tarihe kara bir leke gibi geçerler.
Değilse o zaman bu gaflet, delalet ve ihanetin sebebi ancak ve ancak BOP Eş Başkanı gizli görevi gereği olduğu açıkta kalmaktadır.
Demek ki BOP Eş Başkanı Türk Milletinden habersiz olunca sonu da böyle ihanetin itiraflarıyla bitmesine yol açar.
Kanunla bu suçu işleyenleri de koruma altına alacak kadar da niyetlerini kanuna yansıtmışlar. Aslında yaptıklarının suç olduğunu bile bile yasaya koymuşlar.
Hani terör sona ermişti? Sona erdiyse yüzlerce şehit nedir? Bu şehitlerin sorumluları kimdir? Türk Milletine bunun hesabını verin…
Hiçbir kanun adalet yerine geçmez ve kimseyi kurtaramaz. İnsanın canından yetki veya makamlar daha değerli değildir.
16 Temmuz 2014  ÇARŞAMBAResmî GazeteSayı : 29062
KANUN
TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN
GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN
Kanun No. 6551                                                                                               Kabul Tarihi: 10/7/2014
Amaç ve kapsam
MADDE 1  (1) Bu Kanunun amacı, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Uygulama, izleme ve koordinasyon
MADDE 2  (1) Hükümet, çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürütür.
a) Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılıkonularda atılabilecek adımları belirler.
b) Gerekli görülmesi hâlinde, yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verir ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşlarıgörevlendirir.
c) Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alır.
ç) Bu Kanun kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlar.
d) Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izler ve ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlar.
e) Gerekli mevzuat çalışmalarını yapar.
Yetki ve sekretarya
MADDE 3  (1) Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkilidir.
(2) Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülür.
Kararlar ve yerine getirilmesi
MADDE 4  (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.
Yürürlük
MADDE 5  (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 6  (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 
Açılım ihaneti çözülme süreciyle bitişe doğru ve Türk Milletinin devrimi gerçekleşmesiyle sonuçlanacak ulus devleti koruyacak hukuk devleti yeniden tesis edilecektir.
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

3 Mayıs 2016 Salı

Anayasayı Hangi Hakla Yapacaksınız? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Anayasayı Hangi Hakla Yapacaksınız? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Anayasayı Hangi Hakla Yapacaksınız? // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
İktidara gelmeden önce verdiğiniz hiçbir sözü tutmadığınız için mi?
Doksan yıllık birikimleri satarak yerli ve yabancı işbirlikçilerinizin cebine aktardığınız için mi?
Üretim ekonomisini bitirip, ithalat, borç ve tüketim ekonomisi haline getirdiğiniz için mi?
Türk Milletinin tasarruflarını erittiğiniz için mi?
Sermaye mafyasının dünya mafyasıyla işbirliği içinde Türk Mevsimi ve terörü yönetmelerine fırsat verdiğiniz ve koruduğunuz için mi?
Yurtta sulh, cihanda sulh mucize iç ve dış siyaseti terk edip şer projelerde eş başkan olarak Türk Milletinden habersiz görev alarak komşu ülkelerin bölünmesi ve parçalanması için o bölgelerde terör ürettiğiniz için mi?
Tüm komşu devletlerle ülkemizi düşman yapmak ve savaşın eşiğine getirecek çabalarınız için mi?
Komşu devletlerle derhal işbirliği yaparak şer Amerika ve diğer düşmanları terörü destekleyenleri buradan göndereceğinize hala komşu ülkeler yerine dost görünümlü batı düşmanlarıyla işbirliği yaptığınız için mi?
Terör örgütü benim silahlı karar gücümdür diyen bu şerrin askeri üstleri hala kapatılmadığı için mi?
Suriyeli insanların yurtların olmasına Emevi Camisinde bir hafta sonra namaz kılacağız diyerek orayı kan gölüne çevirip sonrada Avrupa ile mülteciler üzerinden parayla insan ticaretini Kayseri Usulü iş yaptığınız için mi?
Suriyeli insanların kendi öz yurtlarına geri dönmelerinin çaresini arayacağınıza kendinize seçmen yapmanın yollarını aradığınız için mi?
Ülkede işsiz sayısı 6,5 milyonu bulmuş her gün artarken bir o kadar da Suriyeli insana nasıl iş vereceksiniz? Ya da onlara iş vereceğiz işsizlere yok dediğiniz için mi?
Terörle mücadele yerine müzakere yaptığınız için mi?
Teröristlerin ve silahların vatanımıza yerleşmelerine göz yumarak askerimizin kanını akıttığınız için mi?
Şer ülkeye iktidara gelmeden önce mektup yazarak samimiyetle sizin olan dediğiniz için mi?
Bölgemizde 22 ülkenin rejimi ülkemizle birlikte değişecek diyen biriyle yola çıkıp şimdi çıkar çatışmasıyla vatanımıza ve milletimize zarar verdiğiniz için mi?
Küreselleşme ve özelleştirme ile yabancı şirk kurumlarının ülkemizde çalışanlara özellikle bankalarda banka çalışanlarına baskı ve şiddetle zulüm yapılmasına göz yumduğunuz için mi?
Ekonomiyi, işsizliği, üretimi, halkın geleceğini hiç aklınıza getirmediğiniz ve sadece şahsi çıkarınıza işler yaptığınız için mi?
Dini siyasete alet ederek Kur’an-ı Kerimi bile seçim meydanlarında bir broşür haline getirmeye kalktığınız için mi?
Din, dili, mezhep ve ırkçılık ayrımcılığı ile vatanımızı ve milletimizi bölmek ve parçalamak isteyenlerle işbirliği yaptığınız için mi?
İşsizlerin, emeklilerin, geçinemeyen insanların bir kısmını sadakayla kendisine mahkum ettiğiniz için mi?
Teröristler kadar işsizlere değer vermediğiniz için mi?
On dört yılda adaleti öldürerek hukuk tanımaz tavırlarınız için mi?
Türk Milletinin devletinin Cumhurbaşkanı olup Türk Milletini kabul etmemek gibi bir vekil ihanetine düştüğünüz için mi?
Yargıyı vesayet altına alarak görev yapamaz hale getirdiğiniz için mi?
Medya terörünü işinize geldiği gibi kullandığınız için mi?
Sizinde aynı düşünmeyen insanlara tahammül göstermediğiniz için mi?
Algı operasyonlarıyla her gün gündemi sizin ürettiğiniz için mi?
Burası orta doğu ülkesi ya başkanlık ya kaos diyenlere işinize geldiği için veya sizin söylettiğiniz için mi?
Türk askerine kumpas kuranlar ile işbirliği yaptığınız için mi?
Kumpas kuran terör örgütüyse siz öyle söylüyorsunuz, o zaman ne istediler de vermedik diyen siz de teröre yataklık yapan olduğunuz için mi?
Yoksa burada saydığım ve sayamadığım bunca suçları kapatmak ve şahsi çıkarınız için mi Anayasa ve Başkanlık diyorsunuz?
Önce burada yazılan ve yazmadığım suçların hesabını adalet önüne çıkaran verin sonra Türk Milleti devrimle Anayasasını yapacaktır.
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı